stare
//stɛr//
Çeviri
dik dik bakmak
Tanım
Stare, birine veya bir şeye uzun süre boyunca, genellikle gözleri kırpmadan veya dikkatlice bakmak anlamına gelir. Bu bakış çoğu zaman merak, şaşkınlık, hayranlık veya bazen de saygısızlık ifade edebilir. Günlük konuşmalarda 'stare' fiili, bir nesneye veya kişiye odaklanmış, sabit bir bakışı tanımlar. Örneğin, bir sanat eserini incelerken veya birini tanımaya çalışırken kullanılabilir. Bu kelime, 'bakmak' fiilinden daha yoğun ve sürekli bir eylemi ifade eder; genellikle olumsuz bir çağrışım taşıyabilir, çünkü uzun süreli bakışlar rahatsız edici bulunabilir.
Örnek
“It is rude to stare at strangers in public.”
Toplum içinde yabancılara dik dik bakmak kabalıktır.
“She stared at the painting for several minutes, lost in thought.”
Resme birkaç dakika boyunca dik dik baktı, düşüncelere dalmıştı.
“The child stared at the magician with wide eyes.”
Çocuk sihirbaza iri gözlerle dik dik baktı.
“He stared at his phone screen, unable to believe the news.”
Telefon ekranına dik dik baktı, habere inanamıyordu.
“Don't stare at the sun; it can damage your eyes.”
Güneşe dik dik bakma; gözlerine zarar verebilir.
“They stared at each other in silence after the argument.”
Tartışmadan sonra birbirlerine sessizce dik dik baktılar.
“The cat stared at the mouse hole, waiting patiently.”
Kedi fare deliğine dik dik bakarak sabırla bekledi.
“I stared at the blank page, trying to think of something to write.”
Boş sayfaya dik dik baktım, yazacak bir şey düşünmeye çalıştım.
“She stared out the window during the entire train ride.”
Tüm tren yolculuğu boyunca pencereden dışarı dik dik baktı.
“The teacher stared at the student who was whispering.”
Öğretmen, fısıldayan öğrenciye dik dik baktı.
Eş anlamlılar