push
//pʊʃ//
Çeviri
itmek
Tanım
Push, bir nesneye veya kişiye, onu bulunduğu yerden uzaklaştırmak amacıyla kuvvet uygulamak anlamına gelir. Genellikle el, kol veya vücut gücü kullanılarak yapılır. Bu eylem, bir kapıyı açmak, bir arabayı hareket ettirmek veya birini öne doğru yönlendirmek gibi günlük durumlarda sıkça kullanılır. Ayrıca mecazi anlamda, birini bir şey yapmaya teşvik etmek veya zorlamak için de kullanılabilir. Örneğin, bir projeyi ilerletmek için ekip üyelerini push etmek (teşvik etmek) yaygın bir ifadedir. Bu kelimenin başka anlamları da vardır, ancak burada en temel fiziksel anlamı ele alınmıştır.
Örnek
“Please push the door gently; it's old and fragile.”
Lütfen kapıyı nazikçe it; eski ve kırılgan.
“He had to push the car to the side of the road after it broke down.”
Araba bozulduktan sonra onu yol kenarına itmek zorunda kaldı.
“The children were pushing each other on the playground.”
Çocuklar oyun alanında birbirlerini itiyorlardı.
“She pushed the button to call the elevator.”
Asansörü çağırmak için düğmeye bastı.
“Don't push the table too hard; it might scratch the floor.”
Masayı çok sert itme; yeri çizebilir.
“The crowd pushed forward to get a better view of the concert.”
Kalabalık, konseri daha iyi görmek için ileri doğru itti.
“He pushed the heavy box across the room with great effort.”
Ağır kutuyu büyük bir çabayla odanın karşısına itti.
“The teacher pushed the student to try harder in math class.”
Öğretmen, öğrenciyi matematik dersinde daha çok çabalaması için teşvik etti.
“She pushed the stroller along the park path.”
Park yolunda bebek arabasını itti.
“If you push the fence, it might fall over.”
Çiti itersen, devrilebilir.
Eş anlamlılar