Çeviri
limon
Tanım
Limon, turunçgiller familyasından, ekşi tadıyla bilinen, sarı renkli bir meyvedir. Genellikle suyu, kabuğu ve aroması yemeklerde, içeceklerde ve temizlikte kullanılır. İçerdiği yüksek C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini destekler ve yemeklere ferahlatıcı bir tat katar. Limon, mutfakta hem taze olarak sıkılır hem de kabuğu rendelenerek tatlılara veya tuzlu yemeklere lezzet vermek için kullanılır. Bu kelimenin ayrıca argo kullanımda başarısız veya sorunlu bir şeyi ifade eden anlamı da vardır, ancak burada meyve anlamı esas alınmıştır.
Örnek
“I squeezed a lemon into my tea to make it more refreshing.”
Çayıma daha ferahlatıcı olması için bir limon sıktım.
“She added a slice of lemon to the water for flavor.”
Lezzet vermesi için suya bir dilim limon ekledi.
“The recipe calls for the juice of one fresh lemon.”
Tarif, bir taze limonun suyunu gerektiriyor.
“He used lemon zest to decorate the cake.”
Pastayı süslemek için limon kabuğu rendesi kullandı.
“Lemon trees grow well in warm climates.”
Limon ağaçları sıcak iklimlerde iyi yetişir.
“I bought a bag of lemons from the market this morning.”
Bu sabah marketten bir torba limon aldım.
“The lemon gave the salad a tangy taste.”
Limon, salataya keskin bir tat verdi.
“She wiped the counter with a cloth soaked in lemon juice.”
Tezgahı limon suyuna batırılmış bir bezle sildi.
“A lemon can be stored in the refrigerator for up to two weeks.”
Bir limon buzdolabında iki haftaya kadar saklanabilir.
“The children made lemonade by mixing water, sugar, and lemon juice.”
Çocuklar su, şeker ve limon suyunu karıştırarak limonata yaptılar.