borrow
//ˈbɒr.oʊ//
Çeviri
ödünç almak
Tanım
Borrow, bir şeyi geçici olarak kullanmak veya sahibinden izin alarak almak anlamına gelir. Genellikle bir nesne, para veya fikir için kullanılır. Örneğin, bir arkadaşınızdan kitap alıp okuduktan sonra geri vermek borrow fiiliyle ifade edilir. Bu kelime, ödünç vermek anlamındaki lend ile karıştırılmamalıdır; borrow alan kişiyi, lend ise veren kişiyi tanımlar. Günlük konuşmalarda sıkça kullanılan bir fiildir ve resmi veya gayriresmi bağlamlarda rahatça kullanılabilir.
Örnek
“Can I borrow your pen for a moment?”
Kalemini bir an için ödünç alabilir miyim?
“She borrowed a book from the library yesterday.”
Dün kütüphaneden bir kitap ödünç aldı.
“He borrowed money from his friend to pay the rent.”
Kirayı ödemek için arkadaşından para ödünç aldı.
“We borrowed some tools from our neighbor for the repair.”
Onarım için komşumuzdan bazı aletler ödünç aldık.
“I need to borrow a dress for the wedding.”
Düğün için bir elbise ödünç almam gerekiyor.
“They borrowed the car for the weekend trip.”
Hafta sonu gezisi için arabayı ödünç aldılar.
“Can I borrow your umbrella? It's raining outside.”
Şemsiyeni ödünç alabilir miyim? Dışarıda yağmur yağıyor.
“She borrowed a recipe from her grandmother.”
Büyükannesinden bir tarif ödünç aldı.
“He borrowed the idea from a famous scientist.”
Fikri ünlü bir bilim insanından ödünç aldı.
“We borrowed a tent from our friends for the camping trip.”
Kamp gezisi için arkadaşlarımızdan bir çadır ödünç aldık.
Eş anlamlılar