Çeviri
önünde
Tanım
İngilizce'de 'in front of', bir nesnenin, kişinin veya yerin başka bir şeye göre daha önde, yani yüzünün veya ön tarafının baktığı yönde bulunduğunu belirten bir yer edatıdır. Genellikle fiziksel konumları tarif etmek için kullanılır; örneğin bir binanın önünde durmak, bir kişinin önünde oturmak veya bir arabanın önünde yürümek gibi. Bu ifade, bir şeyin başka bir şeye göre daha yakın veya daha görünür olduğu durumları da anlatabilir. Günlük konuşmada sıkça geçer ve genellikle somut mekân ilişkileri için kullanılır; soyut anlamlarda da (örneğin 'birinin önünde bir fırsat') kullanılabilir, ancak burada en yaygın fiziksel anlamı esas alınmıştır.
Örnek
“The car is parked in front of the house.”
Araba evin önüne park edilmiş.
“She stood in front of the mirror for a long time.”
Uzun bir süre aynanın önünde durdu.
“There is a big tree in front of the school.”
Okulun önünde büyük bir ağaç var.
“He sat in front of me during the meeting.”
Toplantı sırasında benim önümde oturdu.
“Please wait in front of the entrance.”
Lütfen girişin önünde bekleyin.
“The cat is sleeping in front of the fireplace.”
Kedi şöminenin önünde uyuyor.
“We took a photo in front of the famous monument.”
Ünlü anıtın önünde bir fotoğraf çektirdik.
“A child was playing in front of the shop.”
Bir çocuk dükkanın önünde oynuyordu.
“The bus stop is right in front of the library.”
Otobüs durağı kütüphanenin tam önünde.
“He placed the flowers in front of the statue.”
Çiçekleri heykelin önüne koydu.
Eş anlamlılar