end

//ɛnd//

Çeviri

son

Tanım

End, İngilizcede bir şeyin en son noktasını, bitişini veya tamamlanma anını ifade eden bir kelimedir. Bir olayın, sürecin, nesnenin veya zaman diliminin sona erdiği yeri belirtir. Günlük dilde sıkça kullanılır ve hem somut (örneğin bir yolun sonu) hem de soyut (örneğin bir hikayenin sonu) anlamlarda karşımıza çıkar. Bu kelimenin başka anlamları da vardır (örneğin 'amaç' veya 'uç' gibi), ancak burada en yaygın kullanılan 'bitiş' anlamına odaklanıyoruz.

Örnek

  • The movie was so good that I didn't want it to end.

    Film o kadar iyiydi ki bitmesini istemedim.

  • Please wait until the end of the line.

    Lütfen sıranın sonuna kadar bekleyin.

  • They decided to end their relationship after five years.

    Beş yıl sonra ilişkilerini bitirmeye karar verdiler.

  • At the end of the day, we all went home tired.

    Günün sonunda hepimiz yorgun bir şekilde eve gittik.

  • The road ends here, so we have to turn back.

    Yol burada bitiyor, bu yüzden geri dönmek zorundayız.

  • She read the book from beginning to end in one sitting.

    Kitabı başından sonuna kadar tek oturuşta okudu.

  • The concert ended with a spectacular fireworks display.

    Konser muhteşem bir havai fişek gösterisiyle sona erdi.

  • I can't see the end of this tunnel yet.

    Bu tünelin sonunu henüz göremiyorum.

  • His speech came to an end with a powerful quote.

    Konuşması güçlü bir alıntıyla sona erdi.

  • We need to end this meeting before lunch.

    Bu toplantıyı öğle yemeğinden önce bitirmemiz gerekiyor.

Eş anlamlılar

bitiş
sona erme
nihayet
kapanış

İlgili kelimeler

behind

arkasında

Edatlar
Places and directions

Behind, bir nesnenin, kişinin veya yerin arka tarafında olma durumunu ifade eden bir edat ve zarftır. Genellikle fiziksel konum belirtmek için kullanılır; örneğin bir kapının arkasında durmak gibi. Ay…

between

arasında

Edatlar
Places and directions

Between, iki veya daha fazla şey, kişi, yer ya da zaman arasındaki konumu, ilişkiyi veya ayrımı belirten bir edattır. Genellikle fiziksel mesafe, soyut bağlantı veya bir seçim durumunu ifade eder. Örn…

here

burada

Zarflar
Places and directions

Here, İngilizcede bir konumu veya yeri işaret eden bir zarftır. Genellikle konuşmacının bulunduğu noktayı veya yakın bir alanı belirtmek için kullanılır. Örneğin, bir nesnenin veya kişinin yakında old…

in

içinde

Edatlar
Places and directions

In, bir şeyin içinde, sınırları dahilinde veya bir yere ait olduğunu belirten bir edattır. Genellikle bir yer, zaman dilimi, durum veya araç belirtmek için kullanılır. Örneğin, fiziksel bir mekanda bu…

in front of

önünde

Edatlar
Places and directions

İngilizce'de 'in front of', bir nesnenin, kişinin veya yerin başka bir şeye göre daha önde, yani yüzünün veya ön tarafının baktığı yönde bulunduğunu belirten bir yer edatıdır. Genellikle fiziksel konu…

on

üzerinde

Edatlar
Places and directions

On, bir nesnenin veya yüzeyin üst kısmında bulunma durumunu ifade eden bir edattır. Genellikle bir şeyin başka bir şeyin üzerinde olduğunu belirtmek için kullanılır. Örneğin, kitap masanın üzerinde, k…

shop

dükkan, mağaza

İsimler
Places and directions

Shop, genellikle küçük veya orta ölçekli, belirli bir ürün veya hizmetin satıldığı perakende satış yeridir. Günlük hayatta sıkça kullanılan bu kelime, bir binanın zemin katındaki küçük bir bakkaldan,…

store

dükkan, mağaza

İsimler
Places and directions

Store, İngilizcede genellikle perakende ürünlerin satıldığı bir dükkan veya mağaza anlamına gelir. Bu kelime, insanların günlük ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptıkları fiziksel bir yeri ifa…

there

orada

Zarflar
Places and directions

There, İngilizcede bir yeri veya konumu işaret etmek için kullanılan bir zarftır. Genellikle konuşmacıdan uzakta olan bir noktayı belirtir. Örneğin, bir nesnenin veya kişinin bulunduğu yeri göstermek…

under

altında

Edatlar
Places and directions

Under, bir şeyin daha aşağısında, alt kısmında veya bir şey tarafından kaplanmış durumda olmayı ifade eden bir edattır. Genellikle fiziksel konum belirtmek için kullanılır; örneğin, bir masanın altınd…