grow
//ɡroʊ//
Çeviri
büyümek
Tanım
Grow fiili, canlıların veya nesnelerin zaman içinde boyut, miktar veya gelişmişlik açısından artış göstermesini ifade eder. Bitkilerin topraktan filizlenip serpilmesi, çocukların yaş alarak fiziksel olarak uzaması veya bir şirketin yıllar içinde daha büyük ve kârlı hale gelmesi gibi durumlar için kullanılır. Bu kelime, doğal süreçlerden (bir ağacın büyümesi) soyut kavramlara (bir ilişkinin büyümesi) kadar geniş bir yelpazede yer alır. Günlük konuşmalarda sıkça tercih edilir ve hem somut hem mecazi anlamları vardır. Örneğin, "Çocuklar çok hızlı büyüyor" derken fiziksel büyümeyi, "Şehir nüfusu her yıl büyüyor" derken ise sayısal artışı kastederiz.
Örnek
“Plants need sunlight and water to grow.”
Bitkilerin büyümek için güneş ışığına ve suya ihtiyacı vardır.
“My son has grown five centimeters this year.”
Oğlum bu yıl beş santimetre büyüdü.
“The company grew rapidly after the new investment.”
Şirket, yeni yatırımdan sonra hızla büyüdü.
“She wants to grow her own vegetables in the garden.”
Bahçede kendi sebzelerini yetiştirmek istiyor.
“As the city grows, more schools are needed.”
Şehir büyüdükçe daha fazla okula ihtiyaç duyuluyor.
“His interest in music grew over time.”
Müziğe olan ilgisi zamanla büyüdü.
“The baby is growing stronger every day.”
Bebek her geçen gün daha da güçleniyor.
“We need to grow our customer base to survive.”
Hayatta kalmak için müşteri tabanımızı büyütmeliyiz.
“The tree grew so tall that it touched the roof.”
Ağaç o kadar uzadı ki çatıya değdi.
“Their friendship grew stronger after the trip.”
Arkadaşlıkları geziden sonra daha da güçlendi.
Eş anlamlılar