cinema
//ˈsɪnəmə//
Çeviri
sinema
Tanım
Sinema, filmlerin izleyicilere gösterildiği mekan veya bir sanat dalı olarak film yapımını ifade eden bir terimdir. Günlük kullanımda, genellikle film izlemek için gidilen bina veya salon anlamına gelir. Sinema, hem eğlence hem de kültürel bir deneyim sunar; insanlar burada yeni çıkan filmleri, klasik yapımları veya belgeselleri izleyebilir. Ayrıca, sinema sektörü, yönetmenlerden oyunculara kadar birçok profesyoneli kapsar ve toplum üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.
Örnek
“We went to the cinema to watch the new superhero movie.”
Yeni süper kahraman filmini izlemek için sinemaya gittik.
“The cinema was crowded on Friday night.”
Cuma gecesi sinema kalabalıktı.
“She works at a local cinema as a ticket seller.”
Yerel bir sinemada bilet satıcısı olarak çalışıyor.
“I prefer watching films at home rather than at the cinema.”
Filmleri sinemada izlemektense evde izlemeyi tercih ederim.
“The cinema is showing a classic horror film this weekend.”
Bu hafta sonu sinema klasik bir korku filmi gösteriyor.
“He bought popcorn and a drink before entering the cinema.”
Sinemaya girmeden önce patlamış mısır ve bir içecek aldı.
“The new cinema in town has comfortable seats and a large screen.”
Kasabadaki yeni sinemanın rahat koltukları ve büyük bir ekranı var.
“They discussed the movie for hours after leaving the cinema.”
Sinemadan çıktıktan sonra film hakkında saatlerce tartıştılar.
“The cinema was built in the 1930s and has a beautiful old-fashioned design.”
Sinema 1930'larda inşa edilmiş ve güzel, eski moda bir tasarıma sahip.
“I love going to the cinema because it feels like a special event.”
Sinemaya gitmeyi seviyorum çünkü özel bir etkinlik gibi hissettiriyor.
Eş anlamlılar