fore

//fɔːr//

Ünlemler
C2

Çeviri

ön, ön kısım

Tanım

Fore, bir şeyin ön tarafını veya ön kısmını ifade eden bir kelimedir. Genellikle denizcilik, golf veya dikkat çekme bağlamlarında kullanılır. En yaygın kullanımı, golf oyununda vurulan topun yönüne doğru giden kişilere uyarı amacıyla bağırılan 'Fore!' ünlemidir. Ayrıca, bir geminin ön tarafını (pruva) belirtmek için de kullanılır. Günlük konuşmada daha az yaygın olmakla birlikte, 'come to the fore' (öne çıkmak) gibi deyimlerde yer alır. Bu kelimenin başka anlamları da vardır, ancak burada en sık kullanılan uyarı ve yön belirtme anlamına odaklanılmıştır.

Örnek

  • The golfer shouted 'Fore!' to warn the players ahead.

    Golfçü, öndeki oyuncuları uyarmak için 'Fore!' diye bağırdı.

  • The ship's fore deck was damaged in the storm.

    Geminin ön güvertesi fırtınada hasar gördü.

  • He moved to the fore of the crowd to get a better view.

    Daha iyi bir görüş elde etmek için kalabalığın önüne geçti.

  • The issue came to the fore during the meeting.

    Konu toplantı sırasında öne çıktı.

  • Fore! Watch out for the ball!

    Fore! Topa dikkat et!

  • The fore part of the aircraft contains the cockpit.

    Uçağın ön kısmı kokpiti içerir.

  • She stood at the fore of the boat, feeling the wind.

    Rüzgarı hissederek teknenin önünde durdu.

  • The new technology brought the company to the fore of the industry.

    Yeni teknoloji, şirketi sektörün ön saflarına taşıdı.

  • He heard a cry of 'Fore!' just before the ball hit the tree.

    Top ağaca çarpmadan hemen önce 'Fore!' diye bir bağırış duydu.

  • The fore and aft sections of the ship were connected by a narrow corridor.

    Geminin ön ve arka bölümleri dar bir koridorla birbirine bağlanmıştı.

Eş anlamlılar

ön
ileri
pruva
ön taraf