smash

//smæʃ//

Fiiller
B1

Çeviri

parçalamak, kırmak

Tanım

'Smash' fiili, bir şeyi şiddetli bir kuvvet uygulayarak, genellikle gürültüyle ve kontrolsüz bir şekilde parçalara ayırmak anlamına gelir. Bu eylem, genellikle öfke, kaza veya kasıtlı yıkım sonucu gerçekleşir. Fiziksel nesnelerle (cam, seramik, mobilya) kullanılır ve sonucun geri dönüşü olmayan bir hasar olduğunu ima eder. Günlük dilde, 'smash something to pieces/smithereens' (bir şeyi paramparça etmek) gibi ifadelerle sıklıkla karşılaşılır.

Örnek

  • In a fit of rage, he smashed the vase against the wall.

    Bir öfke nöbeti sırasında, vazoyu duvara çarparak parçaladı.

  • The burglars smashed the window to get into the house.

    Hırsızlar eve girmek için pencereyi kırdılar.

  • Be careful not to smash the plates when you unload the dishwasher.

    Bulaşık makinesini boşaltırken tabakları kırmamaya dikkat et.

  • The tennis ball smashed the greenhouse glass.

    Tenis topu sera camını parçaladı.

  • She accidentally smashed her phone screen when she dropped it.

    Telefonunu düşürdüğünde ekranını yanlışlıkla parçaladı.

  • The wrecking ball smashed the old building's wall in seconds.

    Yıkım topu, eski binanın duvarını saniyeler içinde parçaladı.

  • Kids, please don't smash your toys; they are expensive.

    Çocuklar, lütfen oyuncaklarınızı parçalamayın; onlar pahalı.

  • The hailstorm was so severe that it smashed car windshields.

    Dolu fırtınası o kadar şiddetliydi ki araba camlarını parçaladı.

  • He used a hammer to smash the lock open.

    Kilidi açmak için bir çekiç kullanarak onu parçaladı.

  • The falling tree branch smashed the garden fence.

    Düşen ağaç dalı bahçe çitini parçaladı.

Eş anlamlılar

kırmak
parçalamak
ezmek
dağıtmak

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.