scream
//skriːm//
Çeviri
çığlık atmak
Tanım
Scream, genellikle ani bir korku, şok, heyecan veya acı karşısında yüksek sesle ve tiz bir şekilde bağırmak anlamına gelir. Bu fiil, kontrol edilemeyen, içgüdüsel ve genellikle istemsiz bir tepkiyi ifade eder. Korku filminde bir canavarı görmek, heyecanla bir sürprizle karşılaşmak veya yüksekten düşme hissi gibi durumlarda doğal bir tepki olarak ortaya çıkar. Çığlık atmak, bağırmaktan daha tiz, daha keskin ve genellikle daha kısa sürelidir. Günlük konuşmada hem gerçek hem de mecazi anlamda (örneğin, aşırı heyecanlanmak) kullanılabilir.
Örnek
“She screamed when she saw the spider crawling on her arm.”
Kolunda sürünen örümceği görünce çığlık attı.
“The children screamed with excitement as the roller coaster plunged down.”
Hız treni aşağıya dalarken çocuklar heyecandan çığlık attı.
“He couldn't help but scream when the door suddenly slammed shut in the dark.”
Karanlıkta kapı aniden çarpınca çığlık atmaktan kendini alamadı.
“Everyone in the cinema screamed during the scary scene.”
Korkunç sahne sırasında sinemadaki herkes çığlık attı.
“I screamed in surprise when my friends jumped out from behind the sofa.”
Arkadaşlarım kanepenin arkasından atlayınca şaşkınlıktan çığlık attım.
“The sudden loud noise made the baby scream and start crying.”
Ani yüksek ses, bebeğin çığlık atıp ağlamaya başlamasına neden oldu.
“They screamed with joy when they found out they had won the competition.”
Yarışmayı kazandıklarını öğrenince sevinçten çığlık attılar.
“She screamed in terror when she thought she saw a ghost in the old house.”
Eski evde bir hayalet gördüğünü sandığında dehşet içinde çığlık attı.
“The crowd screamed as the performer did a dangerous stunt on stage.”
Sanatçı sahnede tehlikeli bir numara yaparken kalabalık çığlık attı.
“He screamed when he accidentally touched the hot stove.”
Yanlışlıkla sıcak sobaya dokununca çığlık attı.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- A2yüksek sesle bağırmakBu anlama git
- B1çığlık atmak (korku, heyecan)(bu sayfa)