weak

//wiːk//

Sıfatlar
A2

Çeviri

zayıf

Tanım

Weak, fiziksel güç, dayanıklılık veya etki bakımından yetersiz olanı tanımlar. Bir kişinin kas gücünden yoksun olması, bir yapının sağlam olmaması, bir argümanın ikna edici bulunmaması veya bir içeceğin yoğunluğunun az olması durumlarında kullanılabilir. Ayrıca, karakter veya irade anlamında güçsüzlüğü ifade eder. Bu kelime, genellikle olumsuz bir çağrışıma sahiptir ve bir eksikliği veya yetersizliği vurgular. Bu kelimenin mecazi anlamları da bulunur.

Örnek

  • After the long illness, he felt too weak to stand up.

    Uzun hastalıktan sonra, ayağa kalkacak kadar zayıf hissediyordu.

  • The bridge collapsed because its supports were weak.

    Köprü, destekleri zayıf olduğu için çöktü.

  • She has a weak voice, so it's hard to hear her in a crowd.

    Onun zayıf bir sesi var, bu yüzden kalabalıkta onu duymak zor.

  • I prefer weak tea in the evenings.

    Akşamları zayıf çayı tercih ederim.

  • His argument was weak and failed to convince anyone.

    Onun argümanı zayıftı ve kimseyi ikna edemedi.

  • The password you chose is weak and easy to guess.

    Seçtiğin şifre zayıf ve tahmin etmesi kolay.

  • She is weak in mathematics and needs extra help.

    O, matematikte zayıf ve ek yardıma ihtiyacı var.

  • The light from the candle was too weak to illuminate the whole room.

    Mumdan gelen ışık, tüm odayı aydınlatmak için çok zayıftı.

  • He was criticized for being a weak leader who couldn't make decisions.

    Karar veremeyen zayıf bir lider olduğu için eleştirildi.

  • The signal is very weak in this remote area.

    Bu uzak bölgede sinyal çok zayıf.

Eş anlamlılar

güçsüz
dayanıksız
etkisiz
cılız

İlgili kelimeler

able

yetenekli, muktedir, yapabilen

Sıfatlar

Bir şeyi yapma kapasitesi, becerisi veya imkanı olan; yetenekli, gücü yeten anlamına gelir. Bir işi başarabilecek nitelikte olmayı ifade eder. Genellikle 'be able to' (yapabilmek) kalıbıyla kullanılır…

afraid

korkmuş

Sıfatlar

Bir tehlike, kötü bir durum veya hoş olmayan bir şey olacağından endişe duyma, korku hissetme durumu. Hem fiziksel tehlikelerden hem de duygusal sonuçlardan (hayal kırıklığı, reddedilme vb.) korkmayı…

alone

yalnız

Sıfatlar

Başka bir kişi veya şeyle birlikte olmama, tek başına olma durumu. Hem fiziksel olarak yalnız olmayı hem de duygusal olarak kendini yalnız hissetmeyi ifade edebilir. Ayrıca, 'sadece' veya 'tek' anlamı…

awful

berbat, korkunç

Sıfatlar

Son derece kötü, hoş olmayan, rahatsız edici veya çok yüksek derecede olan bir şeyi tanımlamak için kullanılır. Hem fiziksel durumları (kötü koku, kötü görünüm) hem de duygusal tepkileri (korku, tiksi…

basic

temel

Sıfatlar

Bir şeyin en gerekli, basit veya başlangıç seviyesindeki kısmını ifade eder. Bir konunun, becerinin veya yapının esasını, çekirdeğini oluşturan, ilk adımı teşkil eden anlamına gelir. 'Basic' kelimesi,…

boring

sıkıcı

Sıfatlar

İlgi çekici, eğlenceli veya heyecan verici olmayan; can sıkıntısına neden olan, monoton.

bright

parlak

Sıfatlar

Bu kelime, ışık yayan veya yansıtan, çok aydınlık olan şeyleri tanımlamak için kullanılır. Ayrıca, zeki, akıllı, canlı, neşeli veya umut verici anlamlarında da kullanılabilir. Hem fiziksel hem de meca…

clear

açık, temiz, berrak

Sıfatlar

'Clear' kelimesi, fiziksel olarak engelsiz veya şeffaf olma durumunu, anlaşılır olmayı, belirsizlikten uzak olmayı, bir engeli kaldırmayı veya bir şeyin net ve kesin olduğunu ifade eder. Hem sıfat hem…

crazy

deli, çılgın

Sıfatlar

Akıl sağlığı yerinde olmayan, aklını yitirmiş; mantıksız, aşırı veya kontrolsüz davranışlar sergileyen; aşırı heyecanlı veya coşkulu; (argo) çok iyi, harika anlamında da kullanılabilir.

dead

ölü

Sıfatlar

Yaşam belirtisi göstermeyen, canlılığını yitirmiş olan. Biyolojik anlamda hayat fonksiyonlarının durduğu durumu ifade eder. Mecazi olarak, hareketliliğini, etkinliğini veya canlılığını kaybetmiş şeyle…