weak
//wiːk//
Çeviri
zayıf
Tanım
Weak, fiziksel güç, dayanıklılık veya etki bakımından yetersiz olanı tanımlar. Bir kişinin kas gücünden yoksun olması, bir yapının sağlam olmaması, bir argümanın ikna edici bulunmaması veya bir içeceğin yoğunluğunun az olması durumlarında kullanılabilir. Ayrıca, karakter veya irade anlamında güçsüzlüğü ifade eder. Bu kelime, genellikle olumsuz bir çağrışıma sahiptir ve bir eksikliği veya yetersizliği vurgular. Bu kelimenin mecazi anlamları da bulunur.
Örnek
“After the long illness, he felt too weak to stand up.”
Uzun hastalıktan sonra, ayağa kalkacak kadar zayıf hissediyordu.
“The bridge collapsed because its supports were weak.”
Köprü, destekleri zayıf olduğu için çöktü.
“She has a weak voice, so it's hard to hear her in a crowd.”
Onun zayıf bir sesi var, bu yüzden kalabalıkta onu duymak zor.
“I prefer weak tea in the evenings.”
Akşamları zayıf çayı tercih ederim.
“His argument was weak and failed to convince anyone.”
Onun argümanı zayıftı ve kimseyi ikna edemedi.
“The password you chose is weak and easy to guess.”
Seçtiğin şifre zayıf ve tahmin etmesi kolay.
“She is weak in mathematics and needs extra help.”
O, matematikte zayıf ve ek yardıma ihtiyacı var.
“The light from the candle was too weak to illuminate the whole room.”
Mumdan gelen ışık, tüm odayı aydınlatmak için çok zayıftı.
“He was criticized for being a weak leader who couldn't make decisions.”
Karar veremeyen zayıf bir lider olduğu için eleştirildi.
“The signal is very weak in this remote area.”
Bu uzak bölgede sinyal çok zayıf.
Eş anlamlılar