able
yetenekli, muktedir, yapabilen
Bir şeyi yapma kapasitesi, becerisi veya imkanı olan; yetenekli, gücü yeten anlamına gelir. Bir işi başarabilecek nitelikte olmayı ifade eder. Genellikle 'be able to' (yapabilmek) kalıbıyla kullanılır…
Bir tehlike, kötü bir durum veya hoş olmayan bir şey olacağından endişe duyma, korku hissetme durumu. Hem fiziksel tehlikelerden hem de duygusal sonuçlardan (hayal kırıklığı, reddedilme vb.) korkmayı…
Başka bir kişi veya şeyle birlikte olmama, tek başına olma durumu. Hem fiziksel olarak yalnız olmayı hem de duygusal olarak kendini yalnız hissetmeyi ifade edebilir. Ayrıca, 'sadece' veya 'tek' anlamı…
Son derece kötü, hoş olmayan, rahatsız edici veya çok yüksek derecede olan bir şeyi tanımlamak için kullanılır. Hem fiziksel durumları (kötü koku, kötü görünüm) hem de duygusal tepkileri (korku, tiksi…
Bir şeyin en gerekli, basit veya başlangıç seviyesindeki kısmını ifade eder. Bir konunun, becerinin veya yapının esasını, çekirdeğini oluşturan, ilk adımı teşkil eden anlamına gelir. 'Basic' kelimesi,…
Bu kelime, ışık yayan veya yansıtan, çok aydınlık olan şeyleri tanımlamak için kullanılır. Ayrıca, zeki, akıllı, canlı, neşeli veya umut verici anlamlarında da kullanılabilir. Hem fiziksel hem de meca…
'Clear' kelimesi, fiziksel olarak engelsiz veya şeffaf olma durumunu, anlaşılır olmayı, belirsizlikten uzak olmayı, bir engeli kaldırmayı veya bir şeyin net ve kesin olduğunu ifade eder. Hem sıfat hem…
Akıl sağlığı yerinde olmayan, aklını yitirmiş; mantıksız, aşırı veya kontrolsüz davranışlar sergileyen; aşırı heyecanlı veya coşkulu; (argo) çok iyi, harika anlamında da kullanılabilir.
Yaşam belirtisi göstermeyen, canlılığını yitirmiş olan. Biyolojik anlamda hayat fonksiyonlarının durduğu durumu ifade eder. Mecazi olarak, hareketliliğini, etkinliğini veya canlılığını kaybetmiş şeyle…
Bir hitap şekli olarak samimiyet, sevgi, saygı veya resmiyet ifade eder. Mektuplarda, konuşmalarda veya doğrudan hitap ederken kullanılır. 'Sevgili' anlamında samimi ilişkilerde, 'Sayın' anlamında res…