flash
//flæʃ//
Çeviri
parlama, flaş
Tanım
Flash, genellikle kısa süreli ve yoğun bir ışık patlaması veya parlamayı ifade eder. Bu kelime, fotoğrafçılıkta karanlık ortamda anlık aydınlatma sağlayan bir cihazı (flaş) tanımlamak için yaygın kullanılır. Ayrıca, bir şeyin çok hızlı bir şekilde görünüp kaybolması veya parlaması anlamında da kullanılır. Örneğin, şimşek çaktığında gökyüzünde bir ışık parlaması olur. Gündelik dilde, bir olayın veya duygunun aniden ortaya çıkıp geçmesini anlatmak için de mecazi olarak kullanılabilir. Bu kelimenin başka anlamları da vardır (örneğin, bir bilgisayar programı olan Adobe Flash), ancak burada en temel anlamı olan ışık parlaması üzerinde durulmuştur.
Örnek
“The camera flash went off and blinded me for a second.”
Kamera flaşı patladı ve beni bir saniyeliğine kör etti.
“A sudden flash of lightning illuminated the dark sky.”
Ani bir şimşek parlaması karanlık gökyüzünü aydınlattı.
“He saw a flash of light in the distance and wondered what it was.”
Uzakta bir ışık parlaması gördü ve ne olduğunu merak etti.
“The flash from the explosion could be seen miles away.”
Patlamadan gelen parlama kilometrelerce uzaktan görülebiliyordu.
“She used the flash on her phone to take a picture in the dark room.”
Karanlık odada fotoğraf çekmek için telefonundaki flaşı kullandı.
“A flash of inspiration hit him while he was taking a shower.”
Duş alırken bir ilham parlaması onu yakaladı.
“The firefly's flash was barely visible in the moonlight.”
Ateş böceğinin parlaması ay ışığında zar zor görülüyordu.
“He felt a flash of anger when he heard the news.”
Haberi duyduğunda bir öfke parlaması hissetti.
“The flash of the police car's lights warned drivers to slow down.”
Polis arabasının ışıklarının parlaması sürücülere yavaşlamaları için uyarı verdi.
“In the flash of a second, the bird flew away.”
Bir saniyelik bir parlama anında kuş uçup gitti.
Eş anlamlılar