deer
//dɪər//
Çeviri
geyik
Tanım
Deer, genellikle ormanlık alanlarda yaşayan, otçul, zarif yapılı ve çoğu türünde erkeklerinin boynuzları olan bir memeli hayvandır. Bu kelime İngilizcede en yaygın olarak bu hayvanı ifade eder. Geyikler hızlı koşabilen, ürkek ve sürü halinde yaşayabilen canlılardır. Avrupa, Asya, Amerika ve Afrika'nın bazı bölgelerinde doğal olarak bulunurlar. Kışın kalınlaşan tüyleri ve mevsime göre değişen beslenme alışkanlıklarıyla bilinirler. Ayrıca mitolojide, masallarda ve sembolizmde sıkça yer alır; zarafet, doğa ve özgürlüğü temsil eder. Günlük konuşmada genellikle vahşi yaşam, doğa yürüyüşleri veya avcılık bağlamında geçer. Bu kelimenin başka anlamları da vardır; örneğin eski İngilizcede 'hayvan' anlamında kullanılmıştır, ancak modern kullanımda en yaygın anlamı geyiktir.
Örnek
“We saw a deer crossing the road near the forest.”
Ormanın yakınında yoldan geçen bir geyik gördük.
“The deer stood still for a moment before running away.”
Geyik kaçmadan önce bir an hareketsiz durdu.
“In autumn, male deer grow antlers to attract females.”
Sonbaharda erkek geyikler dişileri çekmek için boynuz çıkarır.
“A group of deer is called a herd.”
Bir geyik grubuna sürü denir.
“The deer ate grass and leaves in the meadow.”
Geyik çayırda ot ve yaprak yedi.
“Hunters tracked the deer through the snowy forest.”
Avcılar karlı ormanda geyiği takip etti.
“A baby deer is called a fawn.”
Yavru geyiğe ceylan yavrusu denir.
“The deer jumped over the fence with ease.”
Geyik çitin üzerinden rahatça atladı.
“Many deer come to drink water from the river at dawn.”
Birçok geyik şafak vakti nehirden su içmeye gelir.
“The deer's coat changes color in winter to blend with the snow.”
Geyiğin tüyleri kışın karla uyum sağlamak için renk değiştirir.
Eş anlamlılar