blanket
//ˈblæŋkɪt//
Çeviri
battaniye
Tanım
Blanket, genellikle yün, pamuk veya sentetik elyaflardan yapılan, uyurken veya dinlenirken üzerimizi örtmek için kullandığımız kalın ve yumuşak bir örtüdür. Yatak örtüsü olarak yaygın şekilde kullanılır ve soğuk havalarda vücut ısısını korumaya yardımcı olur. Günlük hayatta hem evde hem de seyahatlerde sıkça karşımıza çıkar; pikniklerde, arabada veya uçakta da kullanılabilir. Bu kelimenin mecazi anlamları da vardır (örneğin, 'her şeyi kapsayan' anlamında), ancak burada en temel ve somut anlamı olan 'battaniye' üzerinde durulmaktadır.
Örnek
“I pulled the blanket over my head because it was too cold.”
Hava çok soğuk olduğu için battaniyeyi başıma çektim.
“She bought a soft wool blanket for the winter.”
Kış için yumuşak bir yün battaniye satın aldı.
“The baby was wrapped in a warm blanket.”
Bebek sıcak bir battaniyeye sarılmıştı.
“We need an extra blanket for the guest room.”
Misafir odası için fazladan bir battaniyeye ihtiyacımız var.
“He spread the blanket on the grass for a picnic.”
Piknik için battaniyeyi çimenlerin üzerine serdi.
“The cat loves to sleep on the blanket in the living room.”
Kedi, oturma odasındaki battaniyenin üzerinde uyumayı çok seviyor.
“I washed the blanket last weekend, so it smells fresh.”
Geçen hafta sonu battaniyeyi yıkadım, bu yüzden temiz kokuyor.
“Can you pass me that red blanket from the shelf?”
Raftaki o kırmızı battaniyeyi bana uzatır mısın?
“During the camping trip, we used a thick blanket to stay warm at night.”
Kamp gezisi sırasında, gece sıcak kalmak için kalın bir battaniye kullandık.
“She folded the blanket neatly and put it in the closet.”
Battaniyeyi düzgünce katladı ve dolaba koydu.
Eş anlamlılar