together
//təˈɡeðər//
Çeviri
birlikte
Tanım
Together, iki veya daha fazla kişi, nesne veya durumun aynı yerde, aynı zamanda veya aynı amaç doğrultusunda bir arada bulunmasını ifade eden bir zarftır. Genellikle grup halinde yapılan eylemleri, beraberlik hissini veya fiziksel yakınlığı anlatmak için kullanılır. Günlük konuşmalarda ve yazılı dilde sıkça geçer; bir topluluk ruhu veya iş birliği vurgusu taşır. Örneğin, 'Let's work together' (Birlikte çalışalım) cümlesinde olduğu gibi, ortak bir hedefe işaret eder. Ayrıca, 'We sat together' (Birlikte oturduk) ifadesinde olduğu gibi, fiziksel bir aradalığı da belirtir. Bu kelime, İngilizcede A1 seviyesinden itibaren öğrenilen temel bir sözcüktür.
Örnek
“We went to the park together.”
Birlikte parka gittik.
“They cooked dinner together last night.”
Dün gece birlikte akşam yemeği pişirdiler.
“Let's solve this problem together.”
Bu sorunu birlikte çözelim.
“The children played together in the garden.”
Çocuklar bahçede birlikte oynadılar.
“We can achieve more if we work together.”
Birlikte çalışırsak daha fazlasını başarabiliriz.
“They always travel together during holidays.”
Tatillerde her zaman birlikte seyahat ederler.
“Put the books together on the shelf.”
Kitapları rafta birlikte koy.
“We stayed together through thick and thin.”
İyi günde kötü günde birlikte kaldık.
“She and her sister sang together beautifully.”
O ve kız kardeşi birlikte güzelce şarkı söylediler.
“Let's gather the documents together before the meeting.”
Toplantıdan önce belgeleri birlikte toplayalım.
Eş anlamlılar