contingent
//kənˈtɪndʒənt//
Çeviri
koşullu, bağlı, olasılık dahilindeki
Tanım
Contingent kelimesi, bir şeyin gerçekleşmesi belirli bir koşula veya duruma bağlı olduğunda kullanılır. Genellikle planların, sonuçların veya olayların kesin olmadığını, başka faktörlere göre şekillendiğini ifade eder. Örneğin, bir anlaşmanın onaylanması başka bir gelişmeye bağlıysa bu kelime kullanılır. Günlük dilde ve iş dünyasında sıkça karşılaşılan bu sıfat, belirsizlik ve bağımlılık kavramlarını vurgular. Ayrıca, 'contingent' bir grup insanı (örneğin bir heyet) tanımlamak için de kullanılabilir, ancak burada en yaygın anlamı olan 'koşullu' üzerinde durulmuştur.
Örnek
“The job offer is contingent on passing a background check.”
İş teklifi, bir güvenlik soruşturmasını geçmeye bağlıdır.
“Our travel plans are contingent on the weather.”
Seyahat planlarımız hava durumuna bağlıdır.
“The bonus payment is contingent on meeting sales targets.”
Prim ödemesi, satış hedeflerine ulaşmaya bağlıdır.
“Her promotion is contingent on completing the training program.”
Terfisi, eğitim programını tamamlamaya bağlıdır.
“The ceasefire is contingent on both sides agreeing to the terms.”
Ateşkes, her iki tarafın da şartları kabul etmesine bağlıdır.
“The success of the project is contingent on adequate funding.”
Projenin başarısı, yeterli finansmana bağlıdır.
“His attendance at the meeting is contingent on his flight arriving on time.”
Toplantıya katılımı, uçağının zamanında gelmesine bağlıdır.
“The scholarship is contingent on maintaining a high GPA.”
Burs, yüksek bir not ortalamasını korumaya bağlıdır.
“The release of the funds is contingent on the completion of the audit.”
Fonların serbest bırakılması, denetimin tamamlanmasına bağlıdır.
“Their decision to move is contingent on finding a job in the new city.”
Taşınma kararları, yeni şehirde bir iş bulmalarına bağlıdır.
Eş anlamlılar