owe
//oʊ//
Çeviri
minnettar olmak
Tanım
Owe fiili, birine karşı duyulan manevi bir borç veya şükran hissini ifade eder. Bu kullanımda, bir kişi size bir iyilik yaptığı, yardım ettiği veya destek olduğu için ona karşı bir teşekkür ve bağlılık duygusu taşıdığınız anlamına gelir. Maddi bir borçtan ziyade, duygusal veya ahlaki bir yükümlülüğü belirtir. Bu his, genellikle resmi olmayan ve kişisel bağlamlarda kullanılır. Örneğin, bir arkadaşınız zor bir zamanda yanınızda olduysa, ona minnettar olduğunuzu söyleyebilirsiniz.
Örnek
“I owe you a huge debt of gratitude for your support during my illness.”
Hastalığım sırasındaki desteğin için sana büyük bir minnet borçluyum.
“She feels she owes her success to her mentor's guidance.”
Başarısını, akıl hocasının rehberliğine borçlu olduğunu hissediyor.
“We owe our parents so much for all the sacrifices they made.”
Ebeveynlerimizin yaptığı tüm fedakarlıklar için onlara çok şey borçluyuz.
“He said, 'I owe you one,' after I helped him move apartments.”
Taşınmasına yardım ettikten sonra, 'Sana bir iyilik borçluyum,' dedi.
“The team owes its victory to the incredible effort of every player.”
Takım, galibiyetini her oyuncunun inanılmaz çabasına borçlu.
“I will always owe you for believing in me when no one else did.”
Kimse inanmazken bana inandığın için sana her zaman minnettar olacağım.
“You don't owe me anything; helping you was my pleasure.”
Bana hiçbir şey borçlu değilsin; sana yardım etmek benim için bir zevkti.
“The community owes a great deal to the volunteers who keep it running.”
Topluluk, onu ayakta tutan gönüllülere çok şey borçlu.
“I owe my calm demeanor to the meditation practices my grandmother taught me.”
Sakin tavrımı, büyükannemin öğrettiği meditasyon uygulamalarına borçluyum.
“They owe their strong friendship to the trust they built over the years.”
Güçlü dostluklarını, yıllar içinde inşa ettikleri güvene borçlular.
Eş anlamlılar
Diğer anlamlar
- B1borçlu olmak (para)Bu anlama git
- B2minnettar olmak (birine)(bu sayfa)