track

//træk//

Fiiller
B1

Çeviri

takip etmek, izlemek

Tanım

Track fiili, bir şeyin hareketini, ilerleyişini veya değişimini düzenli olarak gözlemlemek ve kaydetmek anlamına gelir. Bu kullanımda, genellikle bir hedefe ulaşma sürecini, bir nesnenin konumunu veya bir verinin zaman içindeki durumunu izlemek söz konusudur. Örneğin, bir projenin ilerlemesini veya bir hayvanın göç yolunu takip etmek için kullanılır. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan bu fiil, teknoloji, spor, bilim ve iş dünyasında yaygındır.

Örnek

  • We need to track the progress of the project closely.

    Projenin ilerleyişini yakından takip etmeliyiz.

  • The GPS device helps us track the location of the delivery truck.

    GPS cihazı, teslimat kamyonunun konumunu izlememize yardımcı olur.

  • Scientists track the migration patterns of birds using satellite tags.

    Bilim insanları, uydu etiketleri kullanarak kuşların göç desenlerini izler.

  • She tracks her daily expenses in a notebook.

    Günlük harcamalarını bir deftere kaydeder.

  • The app allows you to track your sleep quality over time.

    Uygulama, uyku kalitenizi zaman içinde izlemenize olanak tanır.

  • Police used cameras to track the suspect's movements.

    Polis, şüphelinin hareketlerini izlemek için kameralar kullandı.

  • Farmers track the weather conditions to plan their planting.

    Çiftçiler, ekimlerini planlamak için hava koşullarını takip eder.

  • He tracks his fitness goals with a smartwatch.

    Fitness hedeflerini bir akıllı saatle takip eder.

  • The company tracks customer feedback to improve its products.

    Şirket, ürünlerini geliştirmek için müşteri geri bildirimlerini izler.

  • We can track the package online until it arrives.

    Paket gelene kadar çevrimiçi olarak takip edebiliriz.

Eş anlamlılar

izlemek
gözlemlemek
kaydetmek
takip etmek

Diğer anlamlar

İlgili kelimeler

remain

kalmak

Fiiller

Bir yerde veya durumda süreklilik göstermek, ayrılmamak, devam etmek. Ayrıca, bir şeyin varlığını veya durumunu korumak, değişmemek anlamlarında da kullanılır.

resist

direnmek

Fiiller

Bir güce, baskıya, etkiye veya cazibeye karşı durmak, karşı koymak, dayanmak. Fiziksel bir kuvvete karşı durmak veya bir dürtüyü, isteği kontrol etmek anlamlarında kullanılır.

admit

kabul etmek, itiraf etmek

Fiiller

Bir şeyin doğru olduğunu veya bir gerçeği söylemek; bir suçu veya hatayı üstlenmek. Ayrıca, birinin bir yere (okul, hastane, kulüp vb.) girmesine veya katılmasına izin vermek anlamına da gelir.

advertise

ilan vermek

Fiiller

Bir ürün, hizmet veya etkinliği tanıtmak, duyurmak veya satışını artırmak amacıyla halka duyurmak. Genellikle reklam yoluyla, bir mesajı geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır.

amaze

hayret ettirmek, şaşırtmak

Fiiller

Birini çok şaşırtmak, hayrete düşürmek veya büyük bir etki bırakmak anlamına gelen fiil. Genellikle olumlu, etkileyici veya beklenmedik bir durum karşısında duyulan şaşkınlığı ifade eder.

arrange

düzenlemek, ayarlamak

Fiiller

Bir şeyi belirli bir sıraya, düzene veya plana göre yerleştirmek, organize etmek veya hazırlamak. Ayrıca, bir etkinliği planlamak veya bir anlaşma sağlamak anlamlarında da kullanılır.

bother

rahatsız etmek

Fiiller

Birini tedirgin etmek, huzurunu kaçırmak veya bir şey için zahmete sokmak anlamına gelir. Ayrıca, bir şeyle uğraşmak veya ilgilenmek anlamında da kullanılabilir. 'Can't be bothered' ifadesi ise bir şe…

charge

şarj etmek, yüklemek, ücret, suçlama

Fiiller

'Charge' kelimesi bağlama göre birden fazla anlama gelir. 1) Bir cihazın pilini elektrik enerjisi ile doldurmak (şarj etmek). 2) Bir şeyi (örneğin bir görevi veya sorumluluğu) birine vermek, yüklemek.…

consider

düşünmek, göz önünde bulundurmak

Fiiller

Bir şeyi akıldan geçirmek, üzerinde düşünmek, değerlendirmek veya bir karar verirken hesaba katmak anlamına gelir. Bir fikri, olasılığı veya durumu ciddi bir şekilde ele almayı ifade eder.

depend

bağımlı olmak

Fiiller

Bir şeyin veya birinin varlığını, işleyişini veya gerçekleşmesini başka bir şeye veya kişiye dayandırmak; bir koşula, desteğe veya kaynağa ihtiyaç duymak.