skill

//skɪl//

İsimler
B1

Çeviri

beceri

Tanım

Skill, belirli bir işi veya görevi yapabilmek için gereken öğrenilmiş yetenek, ustalık veya teknik yeterliliktir. Pratik ve deneyimle geliştirilen bu yetenek, genellikle el işi, sanat, spor veya mesleki alanlarda gösterilir. Örneğin, bir zanaatkarın marangozluk becerisi veya bir programcının kod yazma becerisi gibi. Bu anlamıyla, doğuştan gelen yetenekten ziyade, çalışılarak kazanılan ve uygulanabilir olan bir yeterliliği ifade eder.

Örnek

  • Her carpentry skills are impressive; she built that table herself.

    Onun marangozluk becerileri etkileyici; o masayı kendi yaptı.

  • Learning a new language requires patience and practice to develop the necessary skills.

    Yeni bir dil öğrenmek, gerekli becerileri geliştirmek için sabır ve pratik gerektirir.

  • Good communication skills are essential for teamwork.

    İyi iletişim becerileri takım çalışması için gereklidir.

  • He improved his cooking skills by watching online tutorials.

    Çevrimiçi eğitim videolarını izleyerek yemek yapma becerilerini geliştirdi.

  • The job advertisement asks for strong computer skills.

    İş ilanı güçlü bilgisayar becerileri istiyor.

  • Playing a musical instrument well is a skill that takes years to master.

    Bir müzik aletini iyi çalmak, ustalaşmak için yıllar alan bir beceridir.

  • The workshop aims to teach practical skills for home repairs.

    Atölye, ev tamiratları için pratik beceriler öğretmeyi amaçlıyor.

  • His problem-solving skills helped him find a quick solution.

    Onun problem çözme becerileri hızlı bir çözüm bulmasına yardım etti.

  • She demonstrated her leadership skills during the project.

    Proje sırasında liderlik becerilerini gösterdi.

  • Basic first aid skills can be very useful in an emergency.

    Temel ilk yardım becerileri acil bir durumda çok faydalı olabilir.

Eş anlamlılar

yetenek
ustalık
maharet
yeterlilik

Diğer anlamlar

  • A2
    beceri, yetenek (genel)Bu anlama git
  • B1
    ustalık, teknik beceri(bu sayfa)

İlgili kelimeler

infant

bebek

İsimler

Doğumdan yaklaşık bir yaşına kadar olan çok küçük çocuk; yeni doğmuş veya çok genç bir insan yavrusu. Bu dönemdeki çocuklar henüz yürüyemez ve konuşamazlar.

union

birlik

İsimler

İki veya daha fazla kişi, grup, kuruluş veya devletin ortak bir amaç, çıkar veya ilke doğrultusunda bir araya gelmesiyle oluşan topluluk veya örgüt. Ayrıca, farklı parçaların birleşmesiyle oluşan bütü…

saucer

fincan tabağı

İsimler

Bir fincanın altına konulan, genellikle porselen veya seramikten yapılmış, yuvarlak ve düz tabak. Fincanı taşımak, sıcak fincanı masaya koymak veya fincandan sızan sıvıları toplamak için kullanılır. A…

proof

kanıt

İsimler

Bir şeyin doğruluğunu, gerçekliğini veya varlıını gösteren somut delil, belge veya mantıksal gösterim. Matematik ve mantıkta, bir önermenin doğruluğunu kesin olarak gösteren akıl yürütme dizisi.

belief

inanç

İsimler

Bir şeyin doğru, gerçek veya var olduğuna dair zihinsel kabul; bir fikre, ilkeye veya öğretiye duyulan güven ve bağlılık. İnanç, genellikle kanıt gerektirmeyen, kişisel veya toplumsal bir kabuldür.

nerve

sinir

İsimler

Sinir, vücutta duyuları ve hareketi kontrol eden, beyin ve omurilikten çıkan ince liflerden oluşan yapıdır. Ayrıca, mecazi olarak cesaret, cüret veya soğukkanlılık anlamında da kullanılır.

billion

milyar

İsimler

Bir milyar, sayısal değer olarak 1.000.000.000 (bin milyon) veya 1.000.000.000.000 (bir milyon milyon) anlamına gelen bir sayıdır. Türkçede genellikle 'kısa ölçek' sistemi kullanılır ve 1 milyar = 1.0…

cause

neden, sebep

İsimler

Bir olayın, durumun veya eylemin gerçekleşmesine yol açan şey; bir şeyin olmasına veya yapılmasına neden olan faktör. Ayrıca, bir amaç veya ideal uğruna çalışmak anlamında da kullanılabilir.

comfort

rahatlık, konfor

İsimler

Fiziksel veya zihinsel olarak huzurlu, sıkıntısız ve hoş bir durum; acı, endişe veya rahatsızlıktan uzak olma hali. Ayrıca, birini teselli etme, rahatlatma eylemi veya bu amaçla söylenen söz anlamında…

control

kontrol

İsimler

Bir şeyi yönetmek, düzenlemek veya denetlemek için uygulanan güç veya yetki. Ayrıca, bir sistemin, sürecin veya durumun istenen şekilde işlemesini sağlamak için alınan önlemler veya kurallar bütünü an…