specific
//spəˈsɪfɪk//
Translation
belirli, özel
Definition
Specific, bir şeyin kesin, net ve ayrıntılı olarak tanımlandığını veya diğerlerinden farklılaştığını ifade eder. Genellikle genel veya belirsiz olanın karşıtı olarak kullanılır. Bir şeyin özel bir türünü, kesin bir detayını veya açıkça tanımlanmış bir özelliğini vurgulamak için kullanılır. Bu kelime, konuşmada ve yazıda netlik ve kesinlik sağlamak amacıyla sıkça başvurulan bir sıfattır. Örneğin, 'belirli bir amaç' veya 'özel talimatlar' ifadelerinde olduğu gibi, genelden ziyade özele işaret eder.
Example
“Can you give me more specific instructions?”
Bana daha belirgin talimatlar verebilir misin?
“The doctor asked for the specific time the pain started.”
Doktor, ağrının başladığı kesin zamanı sordu.
“This tool is designed for a specific purpose.”
Bu alet, özel bir amaç için tasarlanmıştır.
“She has a very specific taste in music.”
Onun müzikte çok özel bir zevki var.
“Please provide specific examples to support your argument.”
Lütfen argümanınızı desteklemek için belirli örnekler verin.
“The meeting was about a specific problem in the production line.”
Toplantı, üretim hattındaki belirli bir sorun hakkındaydı.
“He couldn't remember the specific details of the event.”
Olayın belirli ayrıntılarını hatırlayamadı.
“Is there a specific reason for your decision?”
Kararın için belirli bir sebep var mı?
“The recipe calls for a specific type of flour.”
Tarif, belirli bir tür un gerektiriyor.
“We need to address the specific needs of each student.”
Her öğrencinin özel ihtiyaçlarını ele almamız gerekiyor.
Synonyms